Deniz’in Kariyer Yolu

Eğitim sistemimiz malum, pandemi dönemi eğitim ve eğitim sistemi ise sınırları zorluyor, bir girsek çıkamayız ama yine de eğitim ile ilgili 3 yıl öncesine ait bir çalışmama rastlayınca kendimi tutamadım. Genele değil, pandemi dönemine değil ancak özel’e normal dönemlerdeki yüksek lisans eğitime dair görüşlerimi dile getireceğim. Şu geçtiğimiz zorlu günlerde belki bize bir umut olur, bir heyecan verir, kimilerimiz için anılarını hatırlatan tatlı bir tebessüm olur. Tekrar yurt dışına gidebileceğimiz günlerin geleceği umuduyla konumuz “Denizin Kariyer Yolu”,  hem benim çok sevdiğim hem kadına, hem erkeğe çok yakışan, herkesin kendini yakın hissedeceği ender isimlerden olması sebebi ile kahramanımızın ismi Deniz.

Denize gelmeden önce;  iki gün önce Fas’lı bir kız ile tanışma fırsatım oldu, hemen ondan size bahsedeyim biraz. Kızım için Fransızca özel ders alabileceğim kişileri araştırırken, yollarımız bu kız ile kesişti. Tanışma dersimiz gayet başarılı geçmişti, hem bizim kıza, hem kızın bize, daha da önemlisi kızın kızıma, kızımın da kıza kanı uyuşmuştu.

Henüz yirmili yaşlarının başındaki kız, üniversite son sınıfta okuyordu, ana dili Fransızca ve Arapça idi. Okulda öğrendiğini söylediği İngilizcesi buradaki İngilizce öğretmenlerinin büyük çoğunluğundan çok daha iyi durumdaydı. Ailesinin isteği ile ortaokulda İspanyolca da öğrenmişti, 3 yılı aşkın zamandır Türkiye’de olduğu için Türkçesi de fena sayılmazdı. Henüz 20’li yaşlarındaki bu kız beş dili çok rahat konuşabilecek düzeydeydi.

Bu duruma aslında şaşırmamıştım, bundan 2 yıl önce kızım için oyun ablası arıyordum, kulakları çınlasın Mimar Sinan Üniversitesi’nde okuyan, Arnavut bir kız ile tanışma fırsatım oldu. Kız tanıştığımızda henüz 18 yaşını doldurmuş ve Türkiye’deki ilk yılıydı. Buna rağmen Türkçesi harikaydı çok hızlı dil öğrenebildiği belliydi, ana dili Arnavutçaydı, okulda harika bir İngilizce öğrenmişti, söylediğine göre ülkesinde herkes İtalyan televizyonlarını izliyordu ve İtalyanca bilmeyen yoktu. Bu kız muhtemelen tüm avrupa dillerini anlayıp konuşabilecek şekilde kabiliyetliydi ancak en kötü ihtimal ile Arnavutça, Türkçe,İngilizce ve İtalyancayı çok iyi seviyede konuşabiliyordu.

Lisede ,Üniversitede birer yıl ingilizce hazırlık okumuş, Lisede Fransızca öğrenmiş, Üniversitede 6 ay Çince kursuna gitmiş biri olarak Türkçeden başka bir dili konuşamıyor olmam da (haksızlık etmeyeyim tarzanca da olsa biraz ingilizcemiz var) düşünen insanlar için büyük bir ibret, alınacak dersler var.

Maalesef ülkemizde başta dil öğrenimi olmak üzere çoğu branşın eğitim ve öğretim şekli dünya standartlarının çok altında, zaten özellikle dil konusunda toplumsal olarak özgüvensiz bir millet olmamamızdan mütevvellit üç sıfır yenik başladığımız maça, dil gibi hayatın tüm boyutlarını kapsayarak, yaşayarak, dokunarak hissedilmesi, özümsenmesi gereken bir dersi iki boyutlu defter ve kara tahtaya indirgediğimiz için maalesef çuvallıyoruz.

Konumuzu yüksek lisans olarak belirledim ama biraz dil eğitimine kaydı, çünkü özellikle yurtdışında eğitim amaçlayan kişilerin ana motivasyonlarından birisi de o ülkenin kültürünü dilini öğrenmek ve ondan sonraki hayatında bu bilgileri kendini değerli kılıp fark yaratabilecek şekilde kullanabilmesi olmalıdır. Ülkemizde yüksek lisans maalesef ya askerden kaçmak ya işsizlikten ya da akademik kariyer için yapılmaktadır. Sadece küçük bir azınlık zorunluluk olmadan, gerçekten yaptıkları işte uzmanlaşmak, fark yaratmak ve kendilerini geliştirmek için bu alana yönelmektedir.

Ülkemizdeki yüksek lisans programlarını incelediğimizde zaten içerik ve öğretim görevlisi kadrosu olarak çok zayıf olduklarını görmekteyiz. Bu sebeple hali vakti yerinde olanlar ya da akademik olarak kariyer yapmak isteyenler bir şekilde yurt dışı alternatiflerine yönelmektedirler.  Bedelli ile askerlik durumu güncelliğini yitirse de ülkenin son 30 yılındaki yüksek lisans yapan erkeklerin ana motivasyonlarından biri olduğu gerçeği olduğu yerde durmaktadır.

Yüksek lisans hatta üniveriste kavramı aslında 2000’lerle birlikte çok ciddi sorgulanmaya başladı, yakın gelecekte de yerini muhtemelen uzaktan eğitim, sürekli eğitim, bir alandaki uzmanlık sertifikaları, dönemsel kurslar, mesleki eğitim atölyeleri,  çeşitli disiplinleri harmanlayan workshoplar ile desteklenmiş esnek yapılara bırakacaklar.

Ama ben önümüzdeki 10 -15 yıl hala üniversite ve yüksek lisans kavramının etkileri azalarak devam etse de hayatımızda olacağını öngörüyorum.

Ve uzatmadan geliyorum konumuza, eğer lisans olsun, yüksek lisans olsun bu eğitim amacı kendimizi istediğimiz alanda geliştirmek, kendimize yeni yetkinlikler katmak ve sıradanlıktan uzaklaşıp fark yaratmaksa seçimlerimizi de bu doğrultuda yapmamız gerekiyor.

Özellikle artan üniversiteler, üniversite mezunları ve azalan kaliteyle birlikte fark yaratmak, yığınların arasından sıyrılmak çok önemli işte Deniz için hazırladığım alternatif yüksek lisans eğitim programlarını şimdi sizlerle de paylaşmak istiyorum. Eğitim sistemi değişse de üniversiteler ortadan kalksa da bu sunumun bakış açısı, vermek istediği mesaj güncelliğini koruyacaktır.

Ülkemizde hala Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere eğitim için akla ilk gelen ülkeler, çok güzel eğitim kurumlarına da sahipler ama acaba sadece seçeneklerimiz bunlar mı ya farkında olmadığımız daha iyi alternatiflerimiz varsa ? İşte sunumda size farklı model, ülke ve üniversite alternatifleri.

Seçimlerinizi kendinizin yaptığınız, fark yarattığınız, derinlemesine yaşadığınız, her anından keyif aldığınız bir eğitim öğretim hayatınız olmasını diliyorum.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s